2 Eylül 2014 Salı

Saksı Olmanın Faydaları- Stephen Chbosky

Saksı Olmanın Faydaları- Stephen Chbosky
Büyümek diye adlandırılan keşif ve vahşi dünyanın lunapark treninde :)

   Yaklaşık 5 ay evvel izlediğim film... Filmi izlediğim anda kitabını sipariş ettim; fakat daha yeni kitabı okuma fırsatı buldum.

   Filmde en çok ilgimi çeken filmin sountrack'ı. 2 ay boyunca filmin içinde geçen şarkıları dinleyip durdum.
En sevdiğim de "Dexys Midnight Runners"ın "Come On Eileen" adlı şarkısı; ama bu şarkının kitabın içinde geçtiğini hatırlamıyorum. Böyle diyorum çünkü, kitabın içinde bir sürü şarkı ismi geçiyor.
  İşte sayfalar...'O sayfaların içinde kitap isimleri de bulunmaktadır.'
  Ve şarkılar...
The Beatles- Blackbird
U2- MLK
Fleedtwood Mac-  Landslide "Tünel şarkısı"
Nirvana- Smells Like Teen Spirit
The Smiths- Asleep
Ride- Vapour Trail
Simon&Garfunkel- Scarborough Fair
Procol Harum- A Whiter Shade
Nick Drake- Time Of No Reply
Beatles- Dear Prudence
Suzanne Vega- Gyspy
Moody Blues- Nights İn White Satin
Smashing Pumpkins- Daydream
Gnesis- Dusk
The Beatles- Something

   Kitabın içinde geçen kitapları da okumak istiyorum; ama anca Japonya'dan dönünce bu isteğimi gerçekleştirebilirim. En çok merak ettiğim de "Çavdar Tarlasındaki Çocuklar".
   Gel gelelim kitabın ve filmin konusuna...
   Hikaye 90'lı yıllarda geçiyor.
   Charlie, kırılgan, içine kapanık, uyum problemi yaşayan,her şeye ağlayan bir çocuk; fakat oldukça da zeki...
   Kitabın başından beri "Charlie neden böyle?" diye bir soru kafanı kurcalayıp duruyor ve sonunda her şey ortaya çıkıyor. -Filminde öyle bir şoka uğramıştım ki anlatamam... Yanlış mı anladım acaba diye düşünüp tekrar tekrar son kısımlarını izledim. Fakat, her şey doğruymuş. T.T  Spoiler vermek istemiyorum.-
Charlie en yakın arkadaşını kaybettikten daha sonra daha da kötüleşiyor ve yaşadıklarını anlatmak için hayali posta arkadaşına mektup yazmaya başlıyor. -Kitap zaten Charlie'nin posta arkadaşına yazdığı mektuplar.- Fakat, Charlie ne kadar yalnız görünse de çok iyi bir ailesi var ve liseye başladığında bir çok arkadaş ediniyor. Sam ve Patrick bunlardan biri... Kitap Charlie'nin lise 1'de yaşadıklarını anlatan bir kitap. Kıyamam bizim Charlie'miz önceden aşık da olmamış. Sam'e olan aşkından yanıp tutuşuyor; fakat aşkını bir türlü karşı tarafa hissettiremiyor.
   Genellikle herkes bu filmi görünce ön yargı ile yaklaşıp, "Uf yaa!! Yine bir ergen filmi." diye düşünen insan çok; ama hiç öyle değil haberiniz olsun.


   Kitabı Ankara yolcusuyken bitirdim. Nescafe'nin yanında Eti Cin yerken.. Yolda olduğum için renkli stickerlarımla, kalemlerimle kitabın içini dışını süsleyemedim; ama bu kitabı okurken asla unutamayacağım bir anı yaşadım...


'O anda yemin ederim sonsuzduk.'

   Tünel sahnesini okurken ben de tünelden geçiyordum. Otobüsün yukarısına çıkıp, kollarımı yana açıp rüzgarı hissetmek gibi bir şey yapamadım; ama sağolsun benim yerime Sam yaptı. Kendim yapmış gibi oldum.(´艸`)

   Ne kadar renkli kalemlerim olmasa da bir kaç şeyin altını çizmişim..

"Doktorum dedi ki nereden geldiğimizi seçemeyiz ama nereye gidebileceğimizi seçebiliriz."

"Bazı insanlar erkekleri gerçekten değiştirebileceklerini düşünürler. Komik olan şu ki eğer onları gerçek anlamıyla değiştirebilirlerse sıkılırlar. Çünkü uğruna mücadele edecekleri hiçbir şey kalmamıştır. Kızlar sadece bunu yapmanın yeni bir yolu olduğunu düşünmeleri için zaman vermelisin."
"-İyiler neden kötülerle çıkmayı tercih eder?
 -Hakkettiğimizi sandığımız aşkı kabulleniriz.
 -Daha iyisini hakkettiklerini anlamalarını sağlayabilir miyiz?
 - Deneyebiliriz."

"-Kendime soruyorum da ben ve sevdiğim insanlar bize değersizmişiz gibi davranan kişileri seçiyoruz. ?
 -Çünkü,hakkettiğimizi sandığımız aşkı kabulleniriz."

..Dışarısı bu kadar huzurluyken ve sen istemediğin halde her şeyin hareket ettiğini görüyorken ve herkes uykudayken. Ve tüm okuduğun kitaplar başka insanlar tarafından okunmuşken. Ve tüm sevdiğin şarkılar başka insanlar tarafından dinlenmişken. Ve beğendiğin kızı başkaları da beğeniyorken. Ve tüm bunları mutluyken düşündüğünde harika hissedeceğini biliyorum çünkü bu “bütünlüğün” tanımı.
Tıpkı bir kız seni heyecanlandırdığına, el ele yürüyen bir çift görünce onlar için mutlu olacak olmak gibi. Ama aynı çifti başka bir zaman görmek seni deli edebilir ve tüm dileğin onlar için hep mutlu olmalarıdır, çünkü bunun anlamı senin de mutlu olduğundur.”

"Bir defasında yeşil çizgili sarı bir kağıda bir şiir yazdı.
Ve ismini ”Pirzola” koydu, çünkü köpeğinin adı buydu ve her şey bununla ilgiliydi.
Öğretmeni ona altın bir yıldız ve bir A verdi.
Ve annesi onu mutfak kapısına astı ve teyzelerine okudu.
Peder Tracy’nin tüm çocukları hayvanat bahçesine götürdüğü seneydi ve otobüste şarkı söylemelerine izin vermişti.
Ve kız kardeşi doğmuştu minicik ayak tırnaklarıyla saçsız.. Anne ve babası çok öpüşmüşlerdi.
Ve köşedeki bir kız ona üç X’le imzalanmış bir sevgililer günü kartı vermişti ve onun babasına üç X’in anlamını sorması gerekmişti.
Ve babası her gece onu yatırırdı ve her zaman bunu yapmak için yanında olurdu.
Bir  defasında mavi çizgili beyaz bir kağıda bir şiir yazdı.
Ve ona ”Sonbahar” adını verdi çünkü bu mevsimin adıydı ve her şey onunla ilgiliydi.
Öğretmeni ona bir A verdi ve ondan daha anlaşılır yazmasını istedi.
Ve annesi onu hiç mutfak kapısına asmadı çünkü kapı yeni boyanmıştı.
Ve çocuklar ona dedi ki Peder Tracy sigara içermiş ve izmaritleri kilise sıralarına bırakırmış.
Bu kız kardeşinin gözlük takması gereken seneydi, siyah çerçeveli ve ince camlı bir gözlük…
Ve köşedeki kız gülmüştü ona gidip Noel Baba’ yı görmeyi önerdiğinde.
Ve çocuklar açıkladı ona annesiyle babasının neden o kadar çok öpüştüğünü.
Ve babası onu hiç yatırmadı ve bunu yapması için ağladığında sinirden deliye döndü babası.
Bir defasında defterinden kopardığı bir kağıda bir şiir yazdı.
Ona ”Masumiyet: Bir Soru” ismini verdi çünkü bu sevdiği kız ile ilgili aklındaki soruydu ve her şey bununla ilgiliydi.
Ve profesör ona bir A verdi yanında da garip, sabit bir bakış.
Annesi onu mutfak kapısına hiç asmadı çünkü onu annesine hiç göstermedi.
Bu Peder Tracy’ nin öldüğü seneydi ve Kıyamet Öğretisi’ nin sonunu unuttu.
Ve kız kardeşini arka verandada biriyle öpüşürken yakaladı.
Ve annesiyle babası hiç öpüşmedi hatta hiç konuşmadılar.
Ve köşedeki kız çok makyaj yaptı ve kızı öptüğünde bu çocuğu öksürttü ama onu öpmüştü işte, çünkü bu yapılan bir şeydi.
Ve saat gece üçte yattı, babasının horlaması duyuluyordu.
İşte bu yüzden kahverengi bir kese kağıdına bir şiir yazmayı daha denedi.
Ve ona ”Kesin Hiçlik” adını verdi çünkü her şey gerçekten de bununla ilgiliydi.
Ve kendisine bir A verdi ve her lanet bileğine birer kesik.
Ve onu banyonun kapısına astı çünkü bu sefer mutfağa ulaşamayacağını düşündü."

"Senin için ölürüm, ama senin için yaşayamam."

”Bu şeylerin hiç olmadığını söyleyen insanlar 17 yaşına geldiklerinde 16 yaşında olmanın ne demek olduğunu unutuyorlar. Bir gün bunların sadece hikaye olacağını ve fotoğraflarımızın sadece eski fotoğraflar olarak kalacağının farkındayım.Hepimiz bir gün birilerinin anne babası olacağız ama şuan bu anlar hikaye değil gerçekten oluyorlar. Buradayım ve ona bakıyorum. O kadar güzel ki. Görebiliyorum çünkü bu artık yaşadığımın acıklı bir hikaye olmadığını anladığım o an. Ayağı kalkıyorsun ve binadaki ışıkları görüyorsun ve her şey içine hayranlıkla doluyor ve o yolda dünyada ki en çok sevdiğin insanlarla birlikte o şarkıyı dinliyorsun. İşte o anda yemin ederim ki biz sonsuzuz.” 



3 yorum:

  1. Ya bu yaptığın harika bir şey ya arada açıp açıp okuyorum harikasın

    YanıtlaSil
  2. Müzikler için gerçekten teşekkürler

    YanıtlaSil