Tüm
insanlık olarak, günlük yaşantımız içerisinde önemli ölçüde değişiklikler
yapmak, yaşamımız boyunca edindiğimiz birçok alışkanlığımızı bırakmak ve en
önemlisi sosyal hayatımızın büyük bir kısmından vazgeçmek zorunda kaldığımız
bir döneme giriş yaptık. Artık din, dil, ırk fark etmeksizin tüm insanlığın
ortak bir görünmez düşmanı var. COVID-19 olarak tanımlanan ve hepimizin korona
virüsü olarak bildiği bu düşman hem fiziksel hem de zihinsel olarak bizi
çevrelemiş durumda.
İnsanlık tarihinde böylesi büyük bir olaya tanıklık
etmek hepimiz için zor bir durum. İçinde bulunduğumuz dönemin gerçekliğinin
farkında olmak ve bu zorlu durumla baş edebilmek için elbette hepimiz elimizden
geleni yapıyoruz. Fakat fiziksel olarak tüm önlemleri almış olsak bile herkesin
korku ile bu olaydan bahsediyor olması bizi psikolojik olarak etkiliyor. Henüz
virüsün size ulaşmadığından emin olduğunuz bir ortamda bulunsanız dâhi, bu
haberleşme ve iletişimin içeriği yüzünden hastalığın psikolojik yan etkileri
altına giriyorsunuz.
Korona
virüsü, gün boyunca yaptığımız tüm aktiviteleri gözden geçirmemize sebep
oluyor. Günlük rutin ve sağlıklı alışkanlıklarımız, bizim zihinsel sağlığımızı
güçlendiren ve bizi gün boyunca ayakta tutan en önemli etkenlerden biridir. Bu
günlük rutinin en başında gelen evden dışarı çıkma eylemi, korona virüsüne
karşı alınan önlemlerin de en başında geliyor ve kendimizi karantinaya almak
zorunda kalıyoruz. Dolayısıyla rutini en başından bozulan kişiler, zihinsel
sağlığını korumakta zorlanıyor. Korona virüsü salgını sebebiyle, diğer
insanlarla aramıza sosyal mesafe koyarak bedenimizi koruyor ve teması sıfıra
indirmek zorunda kalıyoruz. Bu sosyal mesafe ile birlikte yaşadığımız tecrit
hali, bizi doğadan koparıyor ve en temel içgüdülerimize ket vurmamızı
gerektiren bir durum ortaya çıkarıyor.
İnsan, sosyal bir varlık olmasının yanında her zaman
keşfetmeye, gözlemlemeye ve doğayla iç içe olmaya da açtır. Ne var ki modern
insanın bu açlığa karşı savaşabilecek büyük bir silahı vardır. İnternet ve
teknoloji ile iç içe yaşadığımız 21. yüzyılda, keşfetme, gözlemleme ve doğayla
iç içe olma olguları bizim için farklı boyutlara taşınmış haldedir. İnsanlığın
bilim ve teknolojiyi kullanarak yaratmış olduğu “sanal dünya” içerisinde bu
eylemlerin tümünü gerçekleştirmek mümkün.
Yeni bir şeyler keşfetmenin verdiği keyfin yanı sıra,
günlük rutini geri kazanmak ve evimizin dışında yaptığımız aktiviteleri bu
sanal dünya içerisinde gerçekleştirmek de elbette mümkün oluyor. Günümüzde
neredeyse hepimizin elinin altında olan cep telefonları, tabletler, taşınabilir
bilgisayarlar ve akıllı televizyonların ekranları yüksek çözünürlüklü
görüntüleri aktarmayı başarabiliyor. Bu, görme arzusu içinde olduğumuz ya da
görmeye alışık olduğumuz ortamları bize yansıtma konusunda başarıya ulaşmış
olduğumuz bir teknoloji.
Gözlerimiz kolay aldatılabilir bir organ olsa da
kulaklarımız çok daha gelişmiş ve keskindir. Gerçeği yapaydan ayırt etme
konusunda daha başarılı olan kulaklarımıza bu sanal dünya içerisinde bir
gerçeklik hissi yaşatmak için ise yeterli teknolojimiz var. Duyduğumuz sesin
kalitesi, o sesin kayıt edilme biçimi ile doğru orantılı olduğundan, doğru ve
kaliteli ekipmanlar kullanılarak kaydedilmiş doğal sesleri, kulak içi ya da
kulağı örten kulaklıklar aracılığı ile dinlediğimizde bu gerçeklik hissini tam
anlamıyla yaşayabiliriz.
Güncel teknoloji aracılığıyla ulaştığımız bu sanal
dünyada bize sunulan özgürlükler, korona virüsü salgınından korunmak adına içinde
bulunduğumuz tecrit halinde geçici olarak kaybettiğimiz özgürlüklerimizi telafi
edecek seviyededir. Konfor alanımızdan çıkmadan doğayla baş başa kalabilmek
için, doğal ortam seslerini dinlemek ve bu seslere uygun görüntüleri seyretmek
yeterli olacaktır.
Geçici bir süre için bile olsa, tecrit altında
olduğumuz, günlük rutinimizden kopmak zorunda kaldığımız ve doğadan
uzaklaştığımız bu günlerde, fiziksel sağlığımızı korumak adına aldığımız
önlemlerin yanı sıra zihinsel sağlığımızı da koruyabilmek adına, evimizde
yaptığımız aktivitelere doğal ortam seslerini dinleyerek ve bu seslere eşlik
eden görüntüleri seyrederek devam edebiliriz.Bir göl kenarında oturup, kendinizi manzaraya
kaptırmışken çevredeki doğal yaşamın sizi sarmaladığını hissedebilirsiniz. Okyanusun
kıyıya vuran dalgalarını seyrederken, dalgaların seslerine eşlik eden martıları
dinleyebilirsiniz. Nehir kıyısında oturmuş, akan suyun kuş cıvıltıları ile
karıştığı o neşeli ortamı dinleyerek, kendinizi dış dünyadan soyutlayabilir ve zihninizi
yatıştırabilirsiniz.
Ortam sesleri eşliğinde yapılan aktivitelerin, normale
kıyasla çok daha etkili sonuçlar verdiğini kanıtlayan bilimsel çalışmalar da mevcut.
Özellikle ders çalışırken, kitap okurken, meditasyon yaparken veya uyurken
ortam seslerinin size eşlik etmesi, yaptığınız eylemin daha keyifli olmasının
yanı sıra etkili de olmasını sağlar. Youtube üzerinden hizmet veren Ambient
Sounds kanalından içinde bulunmak istediğiniz ortama ait videoyu seçerek, günlük
rutininizi devam ettirebilirsiniz. Özlediğiniz doğal ortamla sanal dünya içerisinde
buluşmak ve tecrübelerinizi başkaları ile paylaşmak, sosyal uzaklaşmanın sizde
yaşattığı kötü etkileri azaltacaktır.
Bu sefer haiku yazmayacağım. Dün akşam uyumadan önce, erik ağacımız hakkında düşünmeye başladım birden. Acaba bu yıl ne kadar erik verecek diye. Sonra , sadece bir erikten bu ağacın oluştuğu ve bir sürü yavrularının olduğu aklıma geldi. Ne yüce bir lütuf... Ve biz bu yavruları yiyoruz. İyi bir şey mi diye düşündüm. Tabi bu erikleri insanlaştırarak böyle bir kanıya vardım. Hepsinde farklı bir yüz... Onları yiyen dış etmenler... Sonrada çöpü boylamamız...
Hadi bugün biraz da Japonya'dan bahsedelim. Önceden başka bir platformda yazdığım bir yazıyı biraz düzeltip, kendi blogumda da yayınlamaya karar verdim.
Bugün anlatacağım konu “Japon Tuvaletleri”. Nasıl bir konu bu diye düşünebilirsiniz. Ama yazıyı sonuna kadar okuyunca siz de başkalarına anlata anlata bitiremeyeceksiniz.
O zaman normal olan şeylerden başlayıp, en tuhafına kadar anlatmaya devam edeyim.
Son günlerde Korona virüsünden dolayı çoğumuz kendini evinde karantina altına almış durumdadır. Şahsen ben 9 gündür sadece yemek ihtiyacımı karşılamak için en yakın markete günde en fazla bir kere gitmeye çabalıyorum ki dolaşmayı çok seven birisiyimdir, iki gün evde kalsam daralırım. Lâkin, şu anda ya evin içindeyim ya da evin bahçesinde.