3 Nisan 2020 Cuma

Korona Günlerinde Huzur


         Tüm insanlık olarak, günlük yaşantımız içerisinde önemli ölçüde değişiklikler yapmak, yaşamımız boyunca edindiğimiz birçok alışkanlığımızı bırakmak ve en önemlisi sosyal hayatımızın büyük bir kısmından vazgeçmek zorunda kaldığımız bir döneme giriş yaptık. Artık din, dil, ırk fark etmeksizin tüm insanlığın ortak bir görünmez düşmanı var. COVID-19 olarak tanımlanan ve hepimizin korona virüsü olarak bildiği bu düşman hem fiziksel hem de zihinsel olarak bizi çevrelemiş durumda.

İnsanlık tarihinde böylesi büyük bir olaya tanıklık etmek hepimiz için zor bir durum. İçinde bulunduğumuz dönemin gerçekliğinin farkında olmak ve bu zorlu durumla baş edebilmek için elbette hepimiz elimizden geleni yapıyoruz. Fakat fiziksel olarak tüm önlemleri almış olsak bile herkesin korku ile bu olaydan bahsediyor olması bizi psikolojik olarak etkiliyor. Henüz virüsün size ulaşmadığından emin olduğunuz bir ortamda bulunsanız dâhi, bu haberleşme ve iletişimin içeriği yüzünden hastalığın psikolojik yan etkileri altına giriyorsunuz.



          Korona virüsü, gün boyunca yaptığımız tüm aktiviteleri gözden geçirmemize sebep oluyor. Günlük rutin ve sağlıklı alışkanlıklarımız, bizim zihinsel sağlığımızı güçlendiren ve bizi gün boyunca ayakta tutan en önemli etkenlerden biridir. Bu günlük rutinin en başında gelen evden dışarı çıkma eylemi, korona virüsüne karşı alınan önlemlerin de en başında geliyor ve kendimizi karantinaya almak zorunda kalıyoruz. Dolayısıyla rutini en başından bozulan kişiler, zihinsel sağlığını korumakta zorlanıyor. Korona virüsü salgını sebebiyle, diğer insanlarla aramıza sosyal mesafe koyarak bedenimizi koruyor ve teması sıfıra indirmek zorunda kalıyoruz. Bu sosyal mesafe ile birlikte yaşadığımız tecrit hali, bizi doğadan koparıyor ve en temel içgüdülerimize ket vurmamızı gerektiren bir durum ortaya çıkarıyor.


İnsan, sosyal bir varlık olmasının yanında her zaman keşfetmeye, gözlemlemeye ve doğayla iç içe olmaya da açtır. Ne var ki modern insanın bu açlığa karşı savaşabilecek büyük bir silahı vardır. İnternet ve teknoloji ile iç içe yaşadığımız 21. yüzyılda, keşfetme, gözlemleme ve doğayla iç içe olma olguları bizim için farklı boyutlara taşınmış haldedir. İnsanlığın bilim ve teknolojiyi kullanarak yaratmış olduğu “sanal dünya” içerisinde bu eylemlerin tümünü gerçekleştirmek mümkün.
  

Yeni bir şeyler keşfetmenin verdiği keyfin yanı sıra, günlük rutini geri kazanmak ve evimizin dışında yaptığımız aktiviteleri bu sanal dünya içerisinde gerçekleştirmek de elbette mümkün oluyor. Günümüzde neredeyse hepimizin elinin altında olan cep telefonları, tabletler, taşınabilir bilgisayarlar ve akıllı televizyonların ekranları yüksek çözünürlüklü görüntüleri aktarmayı başarabiliyor. Bu, görme arzusu içinde olduğumuz ya da görmeye alışık olduğumuz ortamları bize yansıtma konusunda başarıya ulaşmış olduğumuz bir teknoloji.

Gözlerimiz kolay aldatılabilir bir organ olsa da kulaklarımız çok daha gelişmiş ve keskindir. Gerçeği yapaydan ayırt etme konusunda daha başarılı olan kulaklarımıza bu sanal dünya içerisinde bir gerçeklik hissi yaşatmak için ise yeterli teknolojimiz var. Duyduğumuz sesin kalitesi, o sesin kayıt edilme biçimi ile doğru orantılı olduğundan, doğru ve kaliteli ekipmanlar kullanılarak kaydedilmiş doğal sesleri, kulak içi ya da kulağı örten kulaklıklar aracılığı ile dinlediğimizde bu gerçeklik hissini tam anlamıyla yaşayabiliriz. 

Güncel teknoloji aracılığıyla ulaştığımız bu sanal dünyada bize sunulan özgürlükler, korona virüsü salgınından korunmak adına içinde bulunduğumuz tecrit halinde geçici olarak kaybettiğimiz özgürlüklerimizi telafi edecek seviyededir. Konfor alanımızdan çıkmadan doğayla baş başa kalabilmek için, doğal ortam seslerini dinlemek ve bu seslere uygun görüntüleri seyretmek yeterli olacaktır.

Geçici bir süre için bile olsa, tecrit altında olduğumuz, günlük rutinimizden kopmak zorunda kaldığımız ve doğadan uzaklaştığımız bu günlerde, fiziksel sağlığımızı korumak adına aldığımız önlemlerin yanı sıra zihinsel sağlığımızı da koruyabilmek adına, evimizde yaptığımız aktivitelere doğal ortam seslerini dinleyerek ve bu seslere eşlik eden görüntüleri seyrederek devam edebiliriz.Bir göl kenarında oturup, kendinizi manzaraya kaptırmışken çevredeki doğal yaşamın sizi sarmaladığını hissedebilirsiniz. Okyanusun kıyıya vuran dalgalarını seyrederken, dalgaların seslerine eşlik eden martıları dinleyebilirsiniz. Nehir kıyısında oturmuş, akan suyun kuş cıvıltıları ile karıştığı o neşeli ortamı dinleyerek, kendinizi dış dünyadan soyutlayabilir ve zihninizi yatıştırabilirsiniz. 
Ortam sesleri eşliğinde yapılan aktivitelerin, normale kıyasla çok daha etkili sonuçlar verdiğini kanıtlayan bilimsel çalışmalar da mevcut. Özellikle ders çalışırken, kitap okurken, meditasyon yaparken veya uyurken ortam seslerinin size eşlik etmesi, yaptığınız eylemin daha keyifli olmasının yanı sıra etkili de olmasını sağlar. Youtube üzerinden hizmet veren Ambient Sounds kanalından içinde bulunmak istediğiniz ortama ait videoyu seçerek, günlük rutininizi devam ettirebilirsiniz. Özlediğiniz doğal ortamla sanal dünya içerisinde buluşmak ve tecrübelerinizi başkaları ile paylaşmak, sosyal uzaklaşmanın sizde yaşattığı kötü etkileri azaltacaktır. 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder